Open Panel 2025: Yenilik, Yapay Zekâ ve Fikri Mülkiyet
Dimitrios Ioannidis ile yenilik, yapay zekâ ve fikri mülkiyet üzerine bir söyleşi; farazi dava yarışmalarının genç uygulayıcılara öğrettikleri.
Yazan · Aysu K. Ergin

Dimitrios Ioannidis, Esq., Boston, Massachusetts’teki Roach, Ioannidis & Megaloudis, LLC’de ortaktır; Ticari İşlemler, Tahkim, Uluslararası Hukuk ve Medeni Yargılama alanlarında geniş uzmanlığa sahiptir ve Boston University School of Law’da öğretim görevlisidir. Sayın Ioannidis, Boston International Innovation Moot’un kurucusu ve Foreign Direct Investment International Arbitration Moot’un Küresel Danışma Kurulu üyesidir.
Sayın Ioannidis hakkında ayrıntılı bilgi: https://www.linkedin.com/in/dimitrios-ioannidis-4783258/
Boston International Innovation Moot hakkında ayrıntılı bilgi: https://www.innovationmoot.com/
Boston International Innovation Moot’un Çıkış Noktası
Öğrencilere öğretme biçimimiz emsal fikrine dayanıyor. Onlara çok sayıda dava veriyor, incelemelerini istiyor ve ardından sorular soruyoruz. Avukat olduklarında da aynı zihniyeti sürdürme eğiliminde oluyorlar. Avukat eğitimi, onlara geçmişteki olayları — ister kararlar ister çıkarılmış kanunlar olsun — nasıl inceleyeceklerini öğretmek üzerine kurulu. Hep geçmişe bakıyoruz, geleceğe ise çok çok nadiren. Sonuç olarak bir müvekkil, örneğin bir girişim şirketi gelip yenilikçi bir fikri olduğunu söylediğinde, bu yeniliği desteklemek için mevcut mevzuatın hangi kısmının kullanılabileceğini tam olarak bilmiyoruz. Boston International Innovation Moot’u (“BIIM”) bu nedenle kurdum. Her şeyin ötesinde, bilim insanlarının, hukukçuların ve yenilikçilerin pek iyi kaynaşmadığını da dikkate almamız gerekiyor. Eğitim modelinin ve hukuk pratiğinin bütünü, yeniliğin inanılmaz hızıyla iyi çalışmıyor.
Geleneksel Fikri Mülkiyet Haklarındaki Sorunlar
Öğrencilere soruyorum: “Önce hangisi gelmeli: Yenilik mi, mevzuat mı?” Bilim insanları bana, yenilik yapabilmek için mevzuata ihtiyaç duyduklarını söylüyor. Hukukçular genellikle tam tersini söylüyor. İşte bu, Innovation Moot’un ana temalarından biri: Hukukçular olarak hiçbir düzenlemesi olmayan yeni teknolojilerle nasıl başa çıkacağız?
Geçen yıl farazi dava konumuz Chanel No. 5 parfümünün formülüne ilişkin mülkiyet haklarıydı. Teksas’tan, tüm parfümlerin tüm içeriklerini verebilen bir yapay zekâ platformu kullanan bir şirketle çalıştım. Biri bir yapay zekâ kullanarak Chanel No. 5’in içeriklerini ve tam formülünü kolayca sağlayabiliyorsa, bu formül kimin? Bir ticari sır mı? Elbette öyle; tıpkı ad, kutu ve ticaret unvanının renkleri gibi korunuyor. Ama artık yapay zekâ tam formülü verebiliyor. Peki formül kimin? Bence doğru ya da yanlış bir cevap yok; bunlar tartışmamız gereken meseleler. Geleneksel fikri mülkiyet haklarımız var, ama iş yapay zekâya geldiğinde kabiliyetlerin ne olduğundan ve neyin korunduğundan pek emin değiliz.
Hukuk Alanındaki Yapay Zekâ Platformları Avukatların Yerini Alacak mı?
2022’de “Will Artificial Intelligence Replace Arbitrators Under the Federal Arbitration Act?” başlıklı bir hukuk makalesi yazdım. Federal Tahkim Kanunu ABD’de 1925’te çıkarıldı. 1925’te, bugünün modern uçakları yokken, ABD’de ve dünyada seyahat etmek son derece zorken ABD Kongresi bu kanunu kabul etti. Tarihe baktığımızda, ne avukatların ne de hâkimlerin tahkimi desteklediğini görüyoruz. İş insanları — yani müvekkillerimiz — dışında herkes tahkime karşıydı. Tahkim kanununun çıkarılmasını desteklemek üzere ABD Kongresi’nde 75 iş kuruluşu ifade verdi. Kanunun savunucularından biri “avukatlar zaman kaybıdır” dedi. İş insanları uyuşmazlıklarını kolayca çözmek istiyordu ve kanun bu nedenle çıktı. Yenilik hedeflerimizi müvekkiller belirliyor, BİZ DEĞİL.
Şu tür sorular da sordum: Sizinle bir sözleşme yapsak ve içine “Aramızdaki uyuşmazlıkları ChatGPT aracılığıyla çözmek istiyoruz” diyen küçük bir paragraf koysak, bu icra edilebilir mi? Bir hâkim, yapay zekânın insan olmadığını ve bu hükmün icra edilemez olduğunu söyler mi? İkinci soru şu: Yapay zekâ yoluyla tahkim hükmünde anlaşsak ve bu tür tahkimleri kabul etmiş bir yargı çevresine gitsek, bu başka bir yargı çevresinde icra edilebilir olur muydu?
Tüm bu yeniliğin ardındaki bilimi analiz etmemiz gerekiyor ve biz hukukçular bunu yapma eğiliminde değiliz.
Özellikle ABD’de, insanların üzerinde düşünmesini istediğim iki eğilim var: (1) Makaleyi yazdığım dönemde, Covid-19 sırasında çok araştırma yaptım ve araştırmamın sonucunda yapay zekâ platformlarına yapılmış hiçbir yatırım bulamadım. Hukuk alanındaki yapay zekâ platformları kimsenin umurunda değildi. Sonra ChatGPT geldi ve her şey değişti. 2022’den sonra bu platformlara yapılan yatırım inanılmazdı. Bir yıl önce ABD’nin Batı Yakası’ndaki bir şirket, değerlemesi 3 milyar dolarken 900 milyon dolar topladı ve yaptıkları çok basit bir şey: Avukatlardan belge alıyorlar ve bir yapay zekâ platformu kullanarak bu belgelerden örüntü yakalayıp bilgi çekiyorlar. Artık risk sermayedarları hukuk alanındaki platformlara çok para koyuyor. Birinci eğilim bu. (2) İkinci eğilime gelince: 2022’de ABD’de yalnızca 2 eyalet, hukukçu olmayanların bazı hukuki hizmetler sunmasına ve hukuk bürolarına sahip olup olamayacaklarına izin verecek mevzuatı değerlendiriyordu. Şu anda bu tartışmayı yürüten 10 eyalet var.
Bir yanda yapay zekâ platformlarına çok para koyan iş insanları, diğer yanda hukukçu olmayanların hukuk bürosu sahibi olmasına ve hukuki hizmet sunmasına izin veren mevzuatı tartışan ABD eyaletleri. Peki şimdi avukatlara ne olacak? 1925’te tahkimde olduğu gibi dışarı itileceğiz. Müvekkiller avukat tutmanın çok pahalı olduğunu ve uyuşmazlıkları kolayca çözmek istediklerini söyleyecek. Dolayısıyla hukukta yapay zekâ araçlarının kullanımı önümüzdeki yıllarda katlanarak artacak ve bu eğilimle savaşan avukatlar işsiz kalacak.
Bana hâlâ karar vermek için insana ihtiyacımız olduğunu söyleyen pek çok avukat var. Ama katılmıyorum. Neye ihtiyacımız olduğuna müvekkillerimiz karar verecek, çünkü ödeyen onlar. Avukata para ödemek istemiyorlar; sadece uyuşmazlıkları kolayca çözmek istiyorlar. Bence mesleğin tamamı değişecek.
ChatGPT ile yazılmış sade bir dilekçe hakkında ne düşünüyorsunuz? Yakın zamanda ChatGPT ile yazılmış bir dilekçe reddedildi. Yapay zekâ platformları avukatların yerini alsa, bu dilekçelerin kabulü konusunda bir sorun çıkmaz mıydı?
Şu an hâlâ biraz gerideyiz. Çoğu farazi dava yarışmasında yapay zekâ kullanımını yasaklayan yaygın bir kural ve yaklaşım var. Ama Philip C. Jessup International Law Moot Court’a bakarsanız, bir araç olduğu için yapay zekâ kullanımına izin verdiklerini söylüyorlar. Ben de gelecek yılın Innovation Moot konusundaki kapanış konuşmalarını yazmak için bir yapay zekâ kullandım ve iki taraf için de neredeyse kusursuz kapanış konuşmaları elde ettim. Mahkemede kullanılacak kadar iyi olduklarını söyleyebilirim. Bir yapay zekâ kullanıp uydurma kararlar gösterir ve bunları mahkemeye sunarsam, bu büyük bir sorun olur; mahkemeyi yanıltmış olurum. Bu kabul edilemez. Ama bir yapay zekâ aracı kullanıp güçlü bir argüman yazarsanız, gözden geçirip bunun sizin argümanınız olduğundan emin olduktan sonra mahkemeye sunmanız gayet iyi işler. Yapay zekâ bir araçtır; ona öyle bakalım.
Örneğin, öğrencilere pratik yapmak için yapay zekâya karşı argüman üretebilecekleri bir araç versek? Tam olarak bunu yaptım; Foreign Direct Investment Arbitration Moot’un farazi dava konusuyla. Geliştirmekte olduğumuz yapay zekâ platformuna koydum. Hem davacı hem davalı için en iyi argümanları istedim. Aldığım cevaplar çok iyiydi. Yapay zekâ bir araç ve bizi daha iyi hukukçu yapacak, elimizdeki tüm araçları kullanmaktan korkmamalıyız. Dışarı çıkan iş bizim işimiz olduğu sürece istediğimiz her tür aracı kullanabiliriz. Herkes kullanıyor. Bir davada dilekçe sunuyorsanız ve bu, incelediğiniz olgulara dayanıyor ama yapay zekâ tarafından yazılmışsa, ne fark eder? Yapay zekâ sadece bir araç.
ABD’de bir hukuk bürosunun, hakemin kararını ChatGPT kullanarak yazdığı gerekçesiyle karara itiraz ettiği bir dilekçe var. Cevapların ChatGPT’nin vereceği cevaplara ne kadar benzediğini ayrıntılarıyla ortaya koydular. Bu dava hâlâ derdest. Avukat ya da hakem olarak hiç çalışmıyorsanız, yalnızca birkaç harf yazıp yapay zekâya komut veriyorsanız, bu bir sorundur; kendi emeğinizi katmamışsınızdır. Ama sizin emeğiniz olduğu sürece, bence mevcut her aracı kullanabilmelisiniz. Aracı kötüye kullanır, mahkemeyi ya da karşı tarafın avukatını yanıltırsanız, bu bir sorun ve etik ihlali olur.
Yapay zekâyı yalnızca girdilerini bizim verdiğimiz bir “araç” olarak kullandığımız görüşünü uygularsak, telif korumasına konu sanatsal ya da fikrî bir eser bakımından çatışan meselelere nasıl cevap verirdik? Yapay zekânın bir eserin sahibi olup olamayacağı tartışmalı bir konu.
Bir yapay zekâ kullandım ve Nisan 2025’te “The AI Meets the Bible” başlıklı bir ders verdim. Komut olarak “dünyanın son günü” ifadesini yazdım. Ateş, yıkım ve ateşle yüzleşen insanlara dair inanılmaz fotoğraflar aldım. Sonra “cennet”le ilgili bir ifade kullandım. Mavi gökyüzü, sular, ormanlar… huzurlu fotoğraflar geldi. Ardından “cehennem” sözcüğünü yazdım ve yapay zekâ bana Dünya’nın görüntülerini verdi. Bunun benim için anlamı şu: Bugün elimizdeki yapay zekâ araçları dünyamızın aynasıdır. Verdiğimizi bize geri verirler. Şu an için özgün eser üretmiyorlar. Yalnızca beslediğimiz bilgiden alıyorlar. Üretken yapay zekâ araçları süper hesap makineleridir. Sahip oldukları girdilere göre en olası çıktıyı verirler.
Yapay zekânın avukatların yerini almasına gelince, yargı çevresi bakımından söylediğinizi anlıyorum. Ancak karar verici bizzat yapay zekâysa ve taraflar farklı ülkelerdense, uygulanacak hukuku nasıl belirleyeceğiz? Uygulanacak hukuka ilişkin girdileri yapay zekâ platformlarına nasıl sağlayacağız?
Bu bir tahkim olsaydı ve tahkim anlaşmasına yapay zekâya ilişkin bir hüküm koysaydık, muhtemelen uygulanacak hukuka ilişkin bir hüküm de koyardık.
Şunu da öğrenmemiz gerekiyor: “RAG = RETRIEVAL AUGMENTED GENERATION”. Yapay zekânın şu anki sorunu, çok sayıda kaynaktan çok fazla bilgi almasıdır. Örneğin Google’ın geliştirdiği Gemini’yi kullanırsanız, Google içindeki pek çok erişilebilir kaynaktan bilgi çeker. RAG hâlâ bir yapay zekâ modelidir, ama bir tür kapalı sistemdir. Ona verdiğiniz kaynaklardan bilgi alır. Erişilebilir komutları bir ölçüde siz kontrol edersiniz. Sistemi kapatıp verdiğiniz komutların ötesine gitmesine izin vermediğinizde buna Retrieval Augmented Generation denir. Yapay zekâ dünyamızın aynasıdır; beslediğimiz tüm bilgiyi alır. Yapay zekâ üzerine derslerimde dinleyicilere sık sık, siz “canavarı beslemedikçe” yapay zekânın hiçbir bilgiyi ve kaynağı almadığını söylerim.
Yapay zekânın kullandığı girdinin %5’inden azının Afrika’dan geldiği söyleniyor. Girdinin çoğu, normalde aklınıza gelen yerlerden değil. Peki bu girdi nerede üretiliyor? Girdinin dünyanın her yerinden gelmediğini fark edeceksiniz. Sonuç olarak yapay zekânın çıktısı çok sınırlı. Bence hukukçular olarak elimizdeki bilgiyi düzenleyebilmemiz gerekiyor. Örneğin sizin ülkenizde yayımlanmış o kadar çok şey var ki, ama çoğu yapay zekâya erişilebilir değil. Anahtar, bilginize karşılık geldiğini düşündüğünüz materyallerle “yapay zekâyı beslemek”; böylece alacağınız çıktı o girdiyi yansıtacaktır.
Telif Hakları, Yazılım Kodları ve Yeni Teknolojilerdeki Sorunlar
Dominik Cumhuriyeti’nde bir yüksek lisans programı düzenlemeyi düşünüyorum. Sorular, MIT’deki Süper Bilgisayar Laboratuvarı’nın kurucusu olan MIT’li bir arkadaşımla konuşurken ortaya çıktı. ChatGPT’nin kullanılmaya başlandığı dönemde, 2021 civarında, MIT’de pek çok kişinin telif ihlali konusunda endişeli olduğunu söyledi.
Açık kaynak kod geliştiren yazılımcılar var. Bu, insanların geliştirip başkalarının kullanmasına izin verdiği bir kod türü. Açık kullanıma izin vermelerinin birkaç nedeni var: Birincisi, görünürlük kazanıyorlar. Geliştirdiğim kodu 10 bin kişi kullanırsa, bu benim konumumu yükseltir. Biri kodumu kullandığında atıf yapmak zorunda. İkinci saik ise şu: İyi bir şey yaratırsanız ve ben bunu kullanabilirsem, bu yeniliği destekler. Sonuç olarak sanal kütüphaneler oluşturulmaya başlandı. Nasıl çalıştıklarına dair bir örnek: Diyelim ki okulunuzun kocaman bir sanal kütüphanesi var ve ben “Kodumu kütüphanenize yüklememde sakınca var mı, başkaları da kullansın?” diye soruyorum. Bunlara REPOSITORY (depo) deniyor. Kod geliştiricilerin kodlarını yükleyebildiği, başkalarının bulup kullanabildiği bir tür sanal kütüphane. Geliştirilen ilk lisans MIT’ninkiydi ve çok basitti. Temelde “Kodu kullanırken bir şey ters giderse sorumlu değiliz. Ayrıca atıf yapmak ve yazarın emeğini tanımak zorundasınız” diyen 2 basit paragraftan ibaretti.
Örneğin bir geliştirici kodu sanal kütüphaneye yüklediğinde, bu lisansı genellikle kodun altına koyar. Sonuç olarak biri o kodu kullandığında, kodlayıcının koyduğu lisansla otomatik olarak bağlı olur. Başka kurumlar ve başka lisanslar da var, ama MIT lisansı en öne çıkanı ve dünya genelinde yaklaşık %27 kullanım oranına sahip.
Temelde insanlar kodlarını depolara yüklüyordu. Bunlardan biri GitHub. GitHub’da insanların yüklediği milyonlarca kod var. Sanırım 2007’de, kâr amacı gütmeyen bir kuruluş olarak başladı. Bütün fikir yeniliği desteklemekti. İnsanların çoğu kodlarını bir lisansla yükledi, bazıları ise lisans şartı olmaksızın açıkça yükledi. Kodlardaki lisans şartları nedeniyle, kodu kullanırsanız o lisansa tabi olursunuz, bir şey ters giderse dava açamazsınız ve kodlayıcının emeğini tanımak, atıf göstermek zorundasınız. Bu, intihali önlemekle aynı mantık.
2017’de Microsoft, GitHub’ı sanırım 7,5 milyar dolara satın aldı. Bu, tüm bu kodlara erişimi olduğu anlamına geliyor. Sonra OpenAI geldi ve Microsoft OpenAI’a çok para yatırdı. Şimdi ChatGPT bir araç ve Microsoft’un Copilot programıyla eğitildi. Yaptıkları şu: GitHub’daki ve diğer tüm erişilebilir kaynaklardaki tüm kodlamayı alıp yapay zekâyı eğittiler. ABD’de ve başka yerlerde, OpenAI ve Microsoft’un modellerini bilgiyi alacak, anonimleştirecek ve böylece yazarların adlarına ilişkin hakları kaldıracak şekilde eğittiklerini ileri süren davalar var. Model farklı kişilere ait pek çok kod üzerine kurulu ve çıktı, hiçbir atıf olmaksızın OpenAI–ChatGPT’ye aitmiş gibi üretiliyor.
MIT’de Jeremy Kepner ile ilk konuştuğumda sordum: “Bu ihlali ispatlayabilir miyiz? ChatGPT’nin kullandığı kodu nasıl gösterebiliriz?” Pek çok bilim insanının cevabı şuydu: “Evet, kodun nereden geldiğini söyleyebiliriz. ChatGPT çıktılarının kaynağını söyleyebiliriz.”
Sonunda 2023’te yayımladığımız bir hukuk makalesi yazdık; temelde MIT lisansını insan dışı erişimi hariç tutacak şekilde değiştirdik. Değiştirdiğimiz MIT Lisansı artık şunu diyor: “Bu yalnızca insanlara açıktır. Yalnızca bir insan kullanabilir. Koda insan dışı erişime izin verilmez.” Sonuç olarak ChatGPT kodu kullanırsa bu bir ihlal oluşturur. Makale ön yayımlandığında bazı geri bildirimler aldık ve birtakım değişiklikler görmeye başladık. Artık üretken yapay zekâ platformlarının, geliştiricileri olan bazı kurumlarla lisans sözleşmeleri yapmaya başladığını görüyoruz. Tam olarak ispatlayamayabiliriz, ama çektiğiniz bilginin tamamı bu kaynaklardan geliyor. Bazıları telifli değil, ama bazıları telifli.
İlhamın nerede bitip ihlalin nerede başladığı: Superman ve Chanel.
İlk dava Kasım 2022’de bir sınıf davası olarak açıldı. Şu anda ABD genelinde açılmış 25-30 civarında dava var. Mahkemelerin, arkasında hiçbir mevzuat bulunmayan bir şeyi nasıl ele alacağını görmek çok ilginç. Benzer bazı argümanlar adil kullanım (fair use) doktrinine işaret ediyor. Ancak hukukun fikri mülkiyet alanında adil kullanım çok ama çok özel bir kurum.
Yapay Zekâ İçin Kişilik Fikri
Bu, arkadaşım Stephen L. Thaler’in geliştirdiği bir fikir. Stephen Thaler “DABUS” adında bir yapay zekâ yarattı. Stephen’ın söylediği şu: DABUS, tıpkı bir insan beyni gibi bir bilinç akışı üretebilir. Soru şu: Bir yapay zekânın bilinç akışı ürettiği noktaya gelirsek, bu insanların yarattığı bir şey midir, yoksa yapay zekânın haklara sahip olduğunu mu gösterir?
Ünlü bir “Maymun Özçekimi Davası” vardı. Bir fotoğrafçının dişli, fotoğraf makinesi gibi pek çok ekipmanı varmış. Fotoğrafçı ara vermiş ve döndüğünde muhteşem bir maymun fotoğrafı görmüş. Maymunun kamerayla oynayarak çektiği bir özçekimmiş. Fotoğrafı yayımlamış, sonra biri bunu izinsiz kullanmış. Mahkemenin cevaplaması gereken soru şuydu: Çektiği özçekimin hakları maymuna mı ait? Mahkeme, mevcut fikri mülkiyet mevzuatımız uyarınca hayvanların buluş sahibi olamayacağına hükmetti. Sistemimiz bu hakların hiçbirini tanımıyor.
New York’taki bir başka davada, bir grup hayvan hakları savunucusu, “Happy” adlı bir fil barındıran New York’taki hayvanat bahçesine ilişkin mahkemeye başvuruda bulundu. Filin ayrılmak istediğini ve hayvanat bahçesinin Happy’yi izni olmaksızın tutmaya hakkı olmadığını söylediler. Bir hayvanın hakları olabilir mi? Mahkeme, hayvanların talepte bulunma hakkının olmadığına karar verdi. Ancak hâkimlerden ikisi, belki hayvanların bazı haklarını tanımamız gerektiğini değerlendirdi.
Stephen Thaler, DABUS adlı yapay zekânın bir sanat eserinin sahibi ve buluşçusu olduğunu ileri sürüyor. Mahkemelerin tamamı talebi reddetti ve yapay zekâ üzerinde hak tanınamayacağını belirtti. Güney Afrika, Avustralya ve Yeni Zelanda’daki bazı mahkemeler başlangıçta belki yapay zekânın bazı haklarının tanınması gerektiğini değerlendirdi.
Şu anda yapay zekâ için kişilik fikrini tanımıyoruz. Şimdilik bir araç. Elbette tıpkı internet gibi kötüye kullanıma açık. Ama yine de çoğumuz interneti iyi yönde kullanıyoruz; bize yardımcı olan bir araç. Aynı şey yapay zekâ için de olacak.
Bana göre “Yapay Zekâ” iyi bir sözcük değil. “Yapay”, ampuller, kablolar ve bir tür elektronik malzeme içerdiği anlamına geliyor. Benim kullanmayı sevdiğim sözcük “Otonom Zekâ”.
Otonom zekâya sahip olduğumuzda, yani yapay zekânın yalnızca bilinç akışı üretmekle kalmayıp bir düğmeye basılmaksızın da yeterince var olabildiği noktada, ne yapacağız? Bu meseleyi geçen yılki Innovation Moot konusunda da inceledik.
Gen Düzenleme ve Virüs Teknolojisi
Bir diğer önemli konu: Artık davranışı değiştiren virüslerimiz var. Sorduğum soru şu: Davranışı değiştirmek için virüsleri ya da gen düzenlemeyi kullanabilir miyiz? Yani biri suç işlediğinde, onu hapse atmak yerine davranışını virüslerle değiştirebilir miyiz? Hapis cezası yerine davranışı değiştirmek için bir virüs kullanabilir miyiz? Ve ömür boyu hapse mahkûm edilenler için davranışlarını değiştirmek üzere gen düzenlemeyi kullanabilir miyiz?
Bu var olan bir teknoloji, ama düzenleyici altyapımız yok.
“Lawlipops” Hakkında
Lawlipops, Sayın Ioannidis tarafından kurulan, hukuk için gerçek zamanlı bir canlı yayın. Hukuku, her kullanıcıya öğrenme biçimine göre kişiselleştirilmiş emsal oyunları ve yöntemlerle öğretmeyi amaçlayan bir girişim. Kullanıcılar oyun oynayarak öğrenecek.
O hâlde hukuk eğitimi ve mesleğimiz bakımından kalıpların dışında düşünelim; çünkü hoşumuza gitse de gitmese de evrilecek. Bu değişimlerin dışında kalmayı göze alabilir miyiz? Bence hayır.
Ertesi yılın paneli: Open Panel 2026: INTA ile Bugünün Fikri Mülkiyet Manzarası.

Bu verimli ve aydınlatıcı panel için Sayın Ioannidis’e çok teşekkür ederiz.