Open Panel 2026: INTA ile Bugünün Fikri Mülkiyet Manzarası
INTA'dan Tat-Tienne Louembe ve Olha Volotkevych, bugünün fikri mülkiyet manzarasını ve derneğin Türkiye'deki genç uygulayıcılara sunduklarını anlatıyor.
Yazan · Aysu K. Ergin

Tat-Tienne Louembe*, INTA’nın Avrupa ve Hükûmetlerarası Kuruluşlar Baş Temsilcisi ve Olha Volotkevych, INTA Danışmanı, genç fikri mülkiyet uygulayıcılarına bugünün fikri mülkiyet manzarasına dair ilham verici bir güncelleme sunuyor.*
INTA’nın Öğrenciler ve Kariyerinin Başındaki Uygulayıcılar İçin Rolü
International Trademark Association (“INTA”) ile ilk kez üniversite yıllarımda karşılaştım ve hemen ilgimi çekti. INTA’nın Türkiye’deki öğrenciler ve kariyerinin başındaki fikri mülkiyet uygulayıcıları bakımından rolünü ve önemini anlatır mısınız?
International Trademark Association (INTA), fikri mülkiyet haklarının anlaşılmasını ve bunlara duyulan saygıyı yükselterek tüketici güvenini, ekonomik büyümeyi ve toplumsal dönüşümü desteklemeye adanmış, marka sahipleri ile fikri mülkiyet profesyonellerinden oluşan küresel bir dernektir. Kâr amacı gütmeyen bir dernek olarak rolümüz, markaların ekonomik ve toplumsal değerinin güvenilir ve etkili bir savunucusu olarak üyelerimize, mesleğe ve topluma hizmet etmektir. Üyelerimiz 182 yargı çevresinden 6.600’den fazla kuruluştan oluşmaktadır. Bu kuruluşlar, büyük şirketlerden marka sahipleri, küçük ve orta ölçekli işletmeler, hukuk büroları ve kâr amacı gütmeyen kuruluşlar dâhil olmak üzere yaklaşık 38.000 profesyoneli temsil etmektedir. Topluluğumuzda ayrıca kamu kurumu üyeleri, akademisyenler ve hukuk öğrencileri de yer almaktadır.
Türkiye’de 65 üye kuruluştan (62 ortak üye ve 3 kurumsal üye) oluşan aktif bir ağımız bulunuyor. Bu, toplam 286 kişi demek.
INTA, 2022 yılında Okan Can’ı (Deris) Türkiye’den ilk yönetim kurulu üyesi olarak atadı. Üyelerimizin uzmanlığı sayesinde yerel makamlarla yakın çalışıyor ve iş birliğinin düzeyinden memnuniyet duyuyoruz. TÜRKPATENT ile yürürlükte olan bir mutabakat zaptımız var; bu çerçevede düzenli politika diyalogları, eğitimler ve ikili toplantılar düzenliyoruz. Ayrıca hâkimlere yönelik çalıştaylar yürütüyoruz (en sonuncusu Temmuz 2025’te gerçekleşti).

INTA, 2–6 Mayıs tarihleri arasında Yıllık Toplantısı’na Londra’da, London Excel Center’da ev sahipliği yapacak. Yıllık Toplantı programımız marka ile ilgili konulara odaklanırken; yönetişim, veri koruma, ticari sırlar ve yeni bir uygulama aracı olarak AB GPAI Uygulama Kuralları’nın hayata geçirilmesinden nasıl yararlanılacağı dâhil bölgesel düzenleyici yaklaşımlara da kritik bir ilgi yöneltiliyor.
Dernek, fikri mülkiyet alanında kariyerine başlayan avukatları da destekliyor. INTA, kendine özgü Rising Practitioners Committee aracılığıyla yıl boyunca, ya hukuki/esasa ilişkin marka hukukuna ya da kariyer/kişisel gelişim ve yumuşak becerilere odaklanan yüz yüze ve çevrim içi yuvarlak masa toplantıları ile fikir alışverişleri düzenliyor. INTA, Yıllık Toplantı’da ilk kez katılanlar için bir Oryantasyon Oturumu ve Resepsiyon sunuyor ve fikri mülkiyet sektöründeki erken liderlikleri nedeniyle iki seçkin yükselen uygulayıcıyı ödüllendiren Tomorrow’s Leader Award’ı veriyor.
Fikri Mülkiyet Hukukunda En Sık Yanlış Anlaşılan Nedir?
Yaygın yanlış kanılardan biri, markaların yalnızca büyük küresel markaları koruduğudur. Gerçekte markalar; girişimler, KOBİ’ler ve bireysel girişimciler dâhil her ölçekten işletme için, itibar kurmalarına, ürün ve hizmetlerini ayırt etmelerine ve piyasada etkili biçimde rekabet etmelerine yardımcı olan temel araçlardır.
Bir diğer yanlış anlama, markaların yalnızca hukuki korumayla ilgili olduğudur. Oysa markalar aynı zamanda tüketicinin korunmasıyla, onun sağlığı, güvenliği ve güveniyle de ilgilidir. Tüketicilerin mal ve hizmetlerin güvenilir kaynaklarını tanımasına yardımcı olur ve piyasada karışıklığı önlerler. Markaların önemli bir ekonomik boyutu da vardır: adil rekabeti desteklerler, yeniliğe yatırımı teşvik ederler ve birçok sektörde işletmelerin büyümesine ve istihdam yaratılmasına katkıda bulunurlar.
Taklit Ürünlerin ve Karıştırılma İhtimali Yaratan Markaların Tehlikeleri
Taklit ürünler ve karıştırılma ihtimali yaratan markalar, markaların temel amacını zedeler: tüketicilerin mal ve hizmetlerin gerçek kaynağını tanımasına yardımcı olmak.
Doğrudan zararlar bakımından taklit ürünler, özellikle sahte bebek maması, kozmetik, ilaç ve otomobil veya uçak parçaları söz konusu olduğunda tüketici sağlığı ve güvenliği açısından ciddi riskler doğurabilir. Tüketiciye yönelik bu risklerin ötesinde, taklitçilik meşru marka sahiplerinin itibarına da ağır zarar verebilir.
Daha geniş bir ekonomik perspektiften bakıldığında, yasa dışı ticaret geliri meşru işletmelerden uzaklaştırır, devletlerin vergi gelirini azaltır ve marka odaklı sektörlerde istihdamı ve yeniliği olumsuz etkileyebilir. EUIPO ve OECD tarafından yürütülen çalışmalar, yasa dışı ticaret ile organize suç, yolsuzluk***** ve emek sömürüsü****** arasındaki bağlantıları da ortaya koymuş ve taklitçiliğin daha geniş toplumsal etkisinin altını çizmiştir.
Karıştırılma ihtimali yaratan markalar da aynı şekilde tüketicileri yanıltır ve kötüniyetli aktörlerin yerleşik markaların itibarından yararlanmasına izin vererek adil rekabeti bozar.
Bu değerlendirmelerin uygulamadaki görünümü: Quiet Luxury Çağında Karıştırılma İhtimali.
Avrupa Birliği’ndeki Ekonomik Dinamikler
Taklitçilik AB’de önemli bir ekonomik sorun olmayı sürdürüyor. EUIPO ve OECD tarafından ortaklaşa yayımlanan Mapping Global Trade in Fakes 2025: Global Trends and Enforcement Challenges çalışmasına göre, taklit ürünlerin küresel ticareti 2021 yılında yaklaşık 467 milyar ABD doları değerindeydi; bu, toplam küresel ithalatın yaklaşık %2,3’üne karşılık geliyor. Yalnızca AB için taklit ürünler 117 milyar ABD doları olarak tahmin edildi; bu da toplam AB ithalatının kabaca %4,7’sine denk geliyor.
EUIPO tarafından yürütülen uyumlaştırılmış AB marka sistemi, üye devletler genelinde marka korumasını önemli ölçüde güçlendirdi. Ancak e-ticaretin ve çevrim içi pazar yerlerinin hızlı genişlemesi, küçük gönderilerin artan hacmiyle birleştiğinde, koordineli uygulama çabalarını her zamankinden daha önemli hâle getirdi.
Brexit’in hak sahipleri için neyi değiştirdiği: Birleşik Krallık Marka Tescilleri İçin Kritik Dönem.
Bu zorluklara yanıt olarak ve tüketici ile marka korumasının INTA’nın savunuculuğunun merkezinde olması nedeniyle, 2023 yılında “Establishing a Framework for Protecting Consumers from Third-Party Sales of Counterfeit Goods via Online Marketplaces” başlıklı Yönetim Kurulu Kararı’nı kabul ettik. Aynı zamanda kamuoyu farkındalığı, taklitle mücadele çabalarının kilit unsuru olmayı sürdürüyor.
INTA, 2012 yılında genç kitlelere markaların önemini ve taklit ürünlerle ilişkili riskleri anlatmak üzere Unreal Campaign’i başlattı. Program bugüne dek 68’den fazla yargı çevresinde 100.000’den fazla öğrenciye yüz yüze ulaştı ve sosyal medyada milyonlarca görüntülenme ve etkileşim aldı.
Hızlı Değişen Bir Yenilik Ortamında Fikri Mülkiyet Koruması
Gelişen yeni yenilik dünyasında fikri mülkiyet hukuku koruması üzerine değerlendirmeleriniz ve yorumlarınız neler? Geleneksel fikri mülkiyet hukuku koruma imkânlarını ve ofis politikalarını yeterli buluyor musunuz?
Özellikle yapay zekâ gibi alanlardaki hızlı teknolojik gelişme, fikri mülkiyetin içinde işlediği ortamı önemli ölçüde yeniden biçimlendirdi. Geleneksel fikri mülkiyet çerçeveleri temelde güçlü olmayı sürdürüyor ve fikri mülkiyeti korumak için etkili araçlar sağlamaya devam ediyor. Ancak yenilik dünyası pek çok düzenleyici yapıdan daha hızlı gelişiyor. Yeni iş modelleri, dijital mal ve hizmetler, sanal ortamlar ve yapay zekâ tarafından üretilen içerik; eser sahipliği, mülkiyet ve korumanın kapsamı konusunda karmaşık sorular doğuruyor. Bu bağlamda, geleneksel koruma imkânları güncelliğini korurken politikaların sürekli uyarlanması da zorunlu.
Yeni Teknolojiler ve Fikri Mülkiyet Üzerine Güncel Çalışmalar
Her zaman “çalışma” olarak adlandırılmasa da INTA düzenli olarak politika belgeleri, raporlar ve Yönetim Kurulu Kararları yayımlıyor. INTA 2025’te “Artificial Intelligence and Intellectual Property Rights Foundational Principles” ve “Legislation On Deep Fakes (Digital Replicas)” başlıklı Yönetim Kurulu Kararlarını kabul etti. Dernek ayrıca “Copyright Developments Concerning NFTs and Metaverses” (2025), “Copyrightability of AI Prompts: A Comparative Analysis of the US and the EU” (2025), “Assessing The Utility of ChatGPT As a Trademark Practice Tool” (2023) dâhil çeşitli analitik raporlar ve “Trademarks in the Metaverse” (2023) başlıklı beyaz kitabı hazırladı.
Yeni teknolojiler ile fikri mülkiyet koruması arasındaki ilişkiyi ele alan birkaç güncel çalışma var. Örneğin 2026 tarihli EPO–EUIPO Ortak Çalışması: IP and Innovation in European Sectors, AB ekonomisinde fikri mülkiyet koruması ile yenilik arasındaki ilişkiyi inceliyor. Politika düzeyinde ise Avrupa Parlamentosu kısa süre önce, yapay zekâ tarafından üretilen içerik bakımından eğitim verisi, eser sahipliği ve lisanslama modellerine ilişkin soruları ele alan “Copyright and Generative Artificial Intelligence – Opportunities and Challenges” çalışmasını inceledi.
Ayrıca EUIPO, üretken yapay zekâ sistemlerinin AB telif hukukuyla nasıl etkileştiğini analiz eden “The Development of Generative Artificial Intelligence from a Copyright Perspective” (2025) çalışmasını ve sanal dünyaların, Web3 teknolojilerinin ve sürükleyici ortamların fikri mülkiyet hakları bakımından nasıl yeni riskler ve uygulama zorlukları yaratabileceğini analiz eden “Impact of the Metaverse on Infringement and Enforcement of Intellectual Property” (2024) çalışmasını yayımladı.
2026 Nice Sınıflandırması Değişiklikleri
Bildiğimiz üzere Nice Sınıflandırması 2026 için değiştirildi. Değişikliklerin gerekçesini ve bunlara ilişkin değerlendirmelerinizi netlik adına paylaşır mısınız? Ülkelerimizdeki resmî bildirimi mi beklemeliyiz, yoksa WIPO’nun duyurduğu şekliyle yeni sınıflandırmayı doğrudan uygulamaya mı başlamalıyız?
Doğru. Nice Sınıflandırması, teknolojideki, ticaretteki ve yeni mal ve hizmet türlerindeki gelişmeleri yansıtmasını sağlamak için her yıl gözden geçirilir. Ancak 2026 yılı, olağan yıllık güncellemenin ötesinde yeni 13. baskıyı getirdiği için dikkate değer ve değişikliklerin bir kısmı, INTA dâhil fikri mülkiyet camiasından paydaşlarla yapılan görüşmeleri yansıtıyor. INTA’nın gözlemci olarak katıldığı WIPO Nice Birliği Uzmanlar Komitesi’nin yürüttüğü gözden geçirme sürecinde aktif olarak öneri ve görüş sunduk.
“Elektrikli ve Bilimsel Cihazlar”ı kapsayan 9. sınıf, uzun yıllardır Nice Sınıflandırması’nın en yoğun kullanılan sınıflarından biri oldu. Bu büyük ölçüde; yazılım, NFT’ler ve fiziksel ürünlerin dijital temsilleri dâhil dijital ve sanal malların hızlı büyümesinden kaynaklanıyor. Sonuç olarak 9. sınıf giderek genişledi ve fikri mülkiyet ofisleri genelinde marka incelemesi, araştırması ve tescili bakımından pratik zorluklar yarattı.
Bu sorunları ele almak için INTA 2022’de dört olası çözümle bir araştırma projesi başlattı:
- 9. sınıfın alt bölümlere ayrılması;
- Belirli malların mevcut sınıflara aktarılması;
- Yeni sınıflar oluşturulması; ve
- Maddi malların sanal sürümleri için ayrı tescil aranmaması.
Bu öneriler WIPO Uzmanlar Komitesi’nin oturumlarında tartışıldı ve ardından WIPO Uluslararası Bürosu’nun Nice Birliği üyeleri arasında yürüttüğü bir ankete temel oluşturdu. Hiçbir öneri oybirliğiyle destek görmemekle birlikte, belirli malların 9. sınıftan mevcut sınıflara aktarılması en uygulanabilir seçenek olarak öne çıktı. Bu çalışmaya dayanarak, gözlük ürünleri ve araçlar dâhil yedi alanın başka sınıflara daha iyi oturabileceği belirlendi. Son oturumdaki görüşmelerin ardından WIPO Uzmanlar Komitesi iki temel değişiklikte uzlaştı:
- Gözlük ürünleri (gözlükler, güneş gözlükleri ve kontakt lensler gibi) 9. sınıftan 10. sınıfa taşındı;
- Acil durum ve kurtarma araçları (yangın söndürme araçları ve can kurtaran botlar gibi) 9. sınıftan 12. sınıfa aktarıldı.
Kapsamı sınırlı olsa da bu değişiklikler, 9. sınıftaki yığılmayı azaltma yolunda önemli bir adımı temsil ediyor ve sınıflandırma sistemini teknolojik ve ticari gerçeklerle uyumlu tutmak için WIPO’nun, üye devletlerin ve INTA gibi paydaşların ortak çabasını yansıtıyor.
Nice Sınıflandırması’nın yeni baskısı, WIPO tarafından yayımlanmasını izleyen ilgili yılın 1 Ocak’ında genel olarak yürürlüğe girer. Fikri mülkiyet ofisleri bu tarihten itibaren uygulamaya başlayabilse de, pek çok ulusal veya bölgesel ofis kabulünü resmî bildirimlerle duyurur. Bu nedenle başvuru sahipleri, güncellenmiş terminolojiyi başvurularında kullanmadan önce ilgili ofisin uygulamasını kontrol etmeli ve resmî rehberliğini izlemelidir.
INTA’nın 9. sınıfın gözden geçirilmesine katılımı hakkında daha fazla bilgi: https://www.inta.org/news-and-press/inta-participates-in-wipos-structural-review-of-class-9/
Tanınmış Markaların Sınır Ötesi Korunmasındaki Gri Alanlar
Birincisi, bir markanın ne zaman “tanınmış” sayılacağını belirleyen tam anlamıyla uyumlaştırılmış küresel bir standart yok. Kavram uluslararası metinlerde — Sınai Mülkiyetin Korunmasına Dair Paris Sözleşmesi’nin 6 mükerrer maddesi ve TRIPS Anlaşması’nın 16. maddesi — tanınmış olup, WIPO’nun Tanınmış Markaların Korunmasına İlişkin Hükümler Hakkında Ortak Tavsiyesi’nde ek rehberlik sunulsa da, tanınma kriterleri ve aranan delil düzeyi ulusal fikri mülkiyet ofisleri ile mahkemeler arasında önemli ölçüde farklılaşıyor. Sonuç olarak bir yargı çevresinde tanınmış kabul edilen bir marka, bir başkasında aynı tanınmayı görmeyebiliyor.
INTA, tanınmış markaların dünya genelinde etkili korunması ve uygulanmasına desteğini tarih boyunca ifade etmiştir. INTA 2025’te, tüketici tanınırlığı, küresel satışlar, reklam, sosyal medya varlığı gibi çok sayıda faktörün esnek biçimde değerlendirilmesini önerdiğimiz “Updated Framework for Well-Known Marks Protection” başlıklı Yönetim Kurulu Kararı’nı kabul etti.
İkincisi, ülkesellik marka hukukunun temel ilkesi olmayı sürdürüyor. Son derece itibarlı markalar dahi, henüz yerel ticari faaliyetlerinin veya önceki tarihli tescillerinin bulunmadığı yargı çevrelerinde haklarını uygulamakta zorlanabiliyor. Tanınmış marka kavramı bu sorunu hafifletmeyi amaçlasa da, uygulamada itibarı sınırlar ötesinde ispat eşiği çok yüksek olabiliyor. Bu nedenle Yönetim Kurulu Kararımızda INTA, bir yargı çevresinde tanınmış markanın tanınması için yurt içi kullanım veya tescilin aranmaması gerektiğini vurguluyor.
Üçüncüsü, çevrim içi itibarın ve dijital varlığın ele alınışı giderek önem kazanan bir boşluk. Bugün pek çok marka, bir pazara fiziksel olarak girmeden önce küresel çevrim içi faaliyet yoluyla (e-ticaret, sosyal medya, dijital reklam ve çevrim içi platformlar) itibar kuruyor. Ancak bazı yargı çevreleri hâlâ öncelikle yerel itibarın geleneksel göstergelerine odaklanıyor ve bu da sınır ötesi dijital görünürlüğün önemini olduğundan düşük değerlendirebiliyor.
Dijital ekonominin markaların itibar kazanma biçimini dönüştürdüğünü kabul eden INTA, tanınmış markalara ilişkin uluslararası rehberliğin modernleştirilmesini önerdi; buna WIPO’nun 1999’da (!) kabul ettiği Tanınmış Markaların Korunmasına İlişkin Hükümler Hakkında Ortak Tavsiye’nin güncellenmesi de dâhil. Amaç, çerçevenin çevrim içi kullanımı, küresel marka görünürlüğünü ve modern ticari gerçekleri daha iyi yansıtmasını sağlamak. Bu bağlamda INTA, gözlemci olarak katıldığı WIPO Markalar, Endüstriyel Tasarımlar ve Coğrafi İşaretler Hukuku Daimî Komitesi’nin oturumlarında düzenli olarak söz alıyor.
Örneğin INTA, 30 Mart – 2 Nisan tarihlerinde Cenevre’de gerçekleşecek oturumda bu konuyu yeniden gündeme getirmeyi planlıyor.
*OECD/EUIPO (2025), Mapping Global Trade in Fakes 2025: Global Trends and Enforcement Challenges, Illicit Trade, OECD Publishing, Paris, https://doi.org/10.1787/94d3b29f-en
**OECD/EUIPO (2026), From Fakes to Forced Labour: Evidence of Correlation Between Illicit Trade in Counterfeits and Labour Exploitation, Illicit Trade, OECD Publishing, Paris, https://doi.org/10.1787/540dc43e-en
Bu ilham verici panel için Tat-Tienne Louembe ve Olha Volotkevych’e çok teşekkür ederiz!
