Endüstrinin Mimarları #1: Le Bon Marché Rive Gauche
Endüstrinin Mimarları serisinin ilk yazısı: dünyanın ilk modern mağazası Le Bon Marché, bugün alışılmış saydığımız perakende uygulamalarını nasıl kurdu?
Yazan · Aysu K. Ergin
“Tüm bu <şeyler>in seninle alakası olmadığını zannediyorsun, öyle mi?”
IPSU-LEX’te “Endüstrinin Mimarları” yazı serisi kapsamında günümüzde eşsiz deneyimler sunan lüks ürünlerden ticari takdim biçimini insan doğasıyla birleştiren perakendeye, perakendeden asırlar boyu mükemmel inceliğe varan zanaate kadar, günümüz sektörünü şekillendiren ve artık alışılageldik yapı taşı uygulamaların öncülerini incelemekteyiz.
Fikri Mülkiyet Hukuku’nun “hukuk” kanalından uzaklaşarak esasında bu alanı yaratan ayrılmaz bir parçasını, yani tüm bu otantik ve kendine has profesyonel sanatçı /zanaatkarların bugüne kadar evrilen fikirlerini ve süreçlerini mercek altına almaktayız.
Seriye İlham Veren Monolog: The Devil Wears Prada
Başlarken bu seriye ilham olan ve beyazperdenin yüzyıllar boyu en ikonik sahnelerinden olacak bir monologdan bahsetmek gerekir: The Devil Wears Prada (I) filminde Miranda Priestley’nin “cerulean blue” monologu…
Sahnede Andrea Sachs’ın işe başladığı ilk haftalardayız. Andrea, hayatında hiç Runway dergisi okumamış ve moda vizyonundan bariz şekilde uzak bir karakter, ancak çalışkan ve meraklı izlenimi üzerine Miranda Priestley’nin bir ışık görmesiyle binlerce aday arasından seçiliyor. Andrea bu fitting sahnesinde serülyen mavisi bir kazak giymekte. Miranda ve tüm ekip, iki farklı kemer arasında kararsız kalıyorken Andrea alaycı bir şekilde gülüyor ve tüm “bu şeyler”den anlamadığını, hala öğrenmeye çalıştığını söylüyor.
Andrea her ne kadar “öğrenme” meraklısı hareketler sergilese de kendisi de içten içe ikna olmuş değil. Onun bakış açısından kendisi, çok başarılı şekilde mezun olan idealist bir gazeteci adayı ve tüm bu renk kararsızlıkları ile saatlerce bir kemer seçme çalışmaları tamamen saçmalıktan ibaret. Esasında, içten içe herkesten üstün ve daha ciddi konularla ilgili bir karakter olduğunu düşünüyor.
Alaycı gülüşü duyması üzerine Miranda, ilk olarak Andrea’nın üstündeki serülyen mavisi kazağın yaklaşık on yıl önce piyasaya çıkarılmasından o saniye Andrea’nın üzerinde bir kazak olarak bulunmasına dek tüm süreci soğukkanlılıkla anlatmaya başlıyor. Bunu anlatırken Andrea’nın içten içe üstünlük kompleksine bir vurguda bulunarak “Tüm bu <şeyler>in seninle alakası olmadığını zannediyorsun öyle mi?” diye konuya başlıyor. Konuşmanın içeriği özetle şu şekilde:
“Her ne kadar dünyaya ne kadar ciddi ve umursamaz biri olduğunu göstermek adına dolabında önüne çıkan ilk mavi kazağı giymiş olsan da esasında ilk olarak 2002 yılında Oscar de la Renta, serülyen mavisi elbiseler üzerine bir defile gerçekleştirdi ve bunu takiben Yves Saint Laurent serülyen mavisi asker ceketleri çıkardı. Ardından 8 farklı tasarımcı serülyen mavisi ile koleksiyonlar hazırladı. Zamanla podyumlardan sokağa indi; yani “trickle down” akımında uğradı. Bir zamanlar lüks ürünlere ait olan o erişilemez mavi renk tonu zamanla elendi ve erişilebilir hızlı moda ile sokaklarda ikinci el ya da butik satış noktalarına kadar yansıdı.
Umursamazca tercih ettiğin bu ürün, aslında milyon dolarlar değerinde sayısız mesleğe ev sahipliği yaptı. Şu an bu odada gördüğün insanlar, bundan 10 yıl önce o kazağı senin için bir yığın <şey> arasından çoktan seçmişti bile…”
**
İlk Durak: Le Bon Marché Rive Gauche
Bu seride ilk odak noktamız; Le Bon Marché Rive Gauche (“Le Bon Marché”).
Bugün umursamazca bir dükkanda ürünlere bakıp çıktığımız, yılbaşında güzel vitrin süslemeleriyle moral bulup yürümeye devam ettiğimiz ve de bir katalog üzerinde beğendiğimiz ürünleri tükenmez kalemle çizip sipariş ettiğimiz bu sistemin gerçek mimarı !
Bu deneyimin bugünkü uzantısı için: Customization ve Taklitle Mücadelede Varoluşun Rolü.
1852: Sabit Fiyat ve Tek Çatı Altında Alışveriş
1852: 1852 yılında Paris’e gelen Aristide Boucicaut ve eşi Marguerite Boucicaut’nun piyasadaki sığ opsiyonları fark etmeleri üzerine tarihte ilk kez departman mağazası kültürü, Le Bon Marché ile kurulmuş oldu.
Le Bon Marché’nin kuruluşuyla birlikte ilk kez müşteriler her tür ilgi alanından ürünü tek bir lokasyonda bulabiliyor, bir mağazayı sadece gezip görmek için dolaşabiliyor, ürünleri inceleyebiliyor, hiçbir şey almadan çıkabiliyor ve daha önemlisi o dönem Fransa’da görülmemiş bir yenilikle daha karşılaşıyorlardı: sabit fiyat politikası.
Fransız perakende sektöründe görülmemiş bir yenilik olarak her bir üründe sabit bir fiyat mevcuttu ve ne tüketiciye göre ne de ekonomiye göre günübirlik fiyatlar değişmekteydi. Hiçbir müşterinin girdiği zaman Le Bon Marché’den alışveriş yaparak çıkma zorunluluğu yoktu, sadece gezip ayrılmak mümkündü.
İlk başlarda bu inovatif sirkülasyonu devam ettirmek adına düşük bütçeli bir marjda hareket edilmekteydi, daha az fiyata daha çok ürünü satma misyonu mevcuttu.
1867: Posta Yoluyla Katalog
1867: Boucicaut’lar tarafından bir diğer büyük ve günümüzü şekillendiren yenilik 1867 senesinde posta yoluyla katalog yöntemiyle doğmuş oldu. Bu sistem uyarınca Le Bon Marché, kolayca merkezi görmeye gelemeyen ve kırsal kesimlerde dahi yaşamakta olan insanlara kataloglar postalamaya başladı. Böylece insanlar fiziki olarak bir mağazaya gelmelerine gerek kalmaksızın ev ortamında tüm ürünleri inceleme fırsatına sahip oldu. Bu uygulama, çok daha geniş bir kesimde herkes için aranan kategorinin “en iyisi” ürünlere ulaşımı erişilebilir kılmış oldu.
1875–1905: Mimari ve Sanata Verilen Önem
1875: Le Bon Marché’nin en önemli ve günümüzü şekillendiren özelliklerinden biri de sanata ve mağaza mimarisine verdiği önemdi. 1875 senesinde açılan fotoğraf sergisiyle birçok sanatçı ve heykeltıraş, ilgilileri ile bir araya getirilmiş oldu.
1887: Sene 1887’yi gösterdiğinde toplam 74 departman Le Bon Marché çatısı altında toplanmıştı.
1905: Mağaza mimarisine verdiği önem ile ikonik Le Bon Marché, 1905 senesinde mimar Alexandre Laplanche ve Louis-Charles Boileau ile çalışarak bugün bilinen Le Bon Marché mağazalarını yapılandırmış oldu.
En çarpıcı bilgilerden biri de, Le Bon Marché mağazalarının iç mimarisinin, Armand Moisant ve Eyfel Kulesi’nin mimarı Gustave Eiffel işbirliği sonucu yapılandırılmış olmasıdır.
1909: Fransa’nın İlk Hareketli Vitrini
1909: Fransa’nın ilk animasyonlu ve ışıklı vitrin tasarımlarının başlangıcı, Le Bon Marché’nin inovatif çalışmalarına dayanmaktadır.
1909 senesinde kaşif Robert Peary, Kuzey Kutbunu ilk keşfeden kişi olarak tanımlanmaktaydı. Bunun üzerine Le Bon Marché, tüketicilere benzersiz bir deneyim sunma arzusuyla, mekanik bebek zanaatkarı Gaston Decamps’ın teklifi üzerine, Peary’nin Kuzey Kutbu keşfinden esinlenen bir noel vitrin tasarımı hazırlattı.
Bu proje, Fransa’daki ilk hareketli mağaza vitrini çalışması olmuştur.
Halihazırda A’dan Z’ye çeşitli sektörlerde benzersiz ve çok çeşitli markaları bünyesinde tüketicilerle buluşturmaya devam eden Le Bon Marché, “tüm bu <şeyler>in” bizimle alakası olduğunu gösteren en güzel ve entelektüel örneklerden biri. Inovatif ve çağın sınırını zorlayan çalışmalara açık olmakla nesiller boyu tüm dünyaya bırakılabilecek mirasın bir numaralı canlı kanıtı.
Lüks markanın imaj kontrolünün hukuki karşılığı için: Copad v. Dior: Marka Lisansında Mikro-Yönetimin Sınırı.
Kaynaklar
Kaynak için: https://www.lebonmarche.com/fr/magasin/culture/histoire-lebonmarche
https://haussmann.galerieslafayette.com/en/the-paris-haussmann-shop-windows/
https://artdepartmental.com/blog/devil-wears-prada-cerulean-monologue/